HEYECANLARININ PEŞİNDE MURAT EVLİYAOĞLU

(…)

Böyle aşkla bağlı olduğunuz başka neler var hayatınızda?

Aşk kelimesi çok yoğun bir kelime. Tam karşılığı olmayabilir ama saatlere tutkum var. Babama, ablama çok düşkünüm. Spor hâlâ vazgeçilmezim.

Saat tutkusu…?

Profesyonel sporcu olup iyi kazanmaya başladığımda maaşımı alır almaz gider saat alırdım. Sonra saatlerimi kullandıktan bir süre sonra sıkılmaya ve satmaya başladım. Her sattığım saatin yerine yenisini alıyordum. 2000 yılında Emre Ergani ile birlikte ikinci el saat alıp satma işine girmeye karar verdik. Çünkü bu çok güzel bir aksesuar, hem kadın hem erkek için. İnsanlar belli bir dönem sonra sıkılıyor. Pahalı bir eşya olduğu için herkesin bütçesi olmuyor, ya da bir tane alabiliyor. Bodrum’da Havana’nın içinde hem sıfır, hem ikinci el saat satan bir yer açtık. Güzel de gitti. Ama sürekli başında durmam gerektiği için devam ettiremedim. Şimdi hobi olarak devam ediyorum.

Saat seçiminde kriteriniz nedir?

Saatlerin seri üretim olarak değil de sınırlı sayıda üretilmiş olması… Belli saat markaları var, onlardan olması. Ayrıca Formula 1 yarışlarında çıkan saatler de şu sıra çok prim yapıyor. Eskiden bir saat firması 100-150 yıllık olunca iyi oluyordu. Şimdi gelişen teknoloji ile 15 senede o markaların kalitesine ulaşan saat firmaları var. Saat dizaynları da çok gelişti. Çok konsept saatler üretiliyor.

Mesela bir saat gördünüz ve çok beğendiniz. Ama bahsettiğiniz markalardan değil. Özel üretim değil. Yine de alır mısınız?

Çok güzel bir saat derim. Geçer giderim. Mutlaka belli bir marka olması lazım. Çünkü ben saate sırf dizayn olarak bakmıyorum. Baktığım zaman fabrikasına, ustasına, nasıl yapıldığına da dikkat ediyorum. Saatin içine giriyorum bakarken. Dolayısıyla bahsettiğiniz gibi bir saat heyecanlandırmaz beni.

Kaç saatiniz var şu anda?

Şu anda günlük kullandığım 2 saatim var. Ama 10 sene önce sorsaydınız 25 tane saatim vardı. Sonra seri üretim olan saatleri elimden çıkardım. Şimdi bu iki saatin dışında çok özel bir koleksiyon saatim var.

(…)
Röportaj: İpek Kigan, hillsider, Sayı: 51, haziran-ağustos 2008, Sayfa 48.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: