BELLEK MÜZESİ OLARAK SAATLER

Yarın sabah saat 10 sularında saat sevdalısı bazı insanlar bir yerde buluşacak ve saatler üzerine bitmek bilmeyen bir sohbete başlayacak. Saatseverler saatlerini, bilgilerini ve heyecanlarını paylaşacak. Yarın yaşanacakları daha sonra fotoğraf ve yazıyla bloga aktaracağım elbette, ancak daha önemlisi bir saat nedir onu anlatmak istiyorum bugün, bileğimizde taşıdığımız bu zaman makinelerinin bir nesneden öte anlamı var mıdır sahiden? İnsan hayatına dahil olan bazı nesnelerin hafızamızda bıraktığı izler, bu nesnelerin gerçek ağırlıklarının üzerindedir diye düşünmekteyim. Saatleri de böyle görmek gerek.

Her saat değil ama bazen bir saat görürsünüz, diğer saatlerin arasından sıyrılır ve gözünüze bir başka görünür. Böyle saatlerin başka bir hâli başka bir havası vardır. Hafıza müzesi gibidir bazı saatler. Tıpkı fotoğraflar gibi, başkaları için bir şey ifade etmeyen bir portre fotoğrafı sizin kalbinizi sızlatıyorsa bu fotoğraf sizin önemlidir, size başka bir zamanı hatırlatır. Saatler de insanlar gibi, kimi iyi kimi kötü, kimi derbeder, kimi derli toplu, kimi kirli, kimi temiz, kimi kibirli, kimi küstah, kimi asil kimi eski giysiler içinde yeni fikirleri, kimi yeni giysiler içinde eski fikirleri, düşünüşleri duyuruyor.

Bazı saatler derviş gibi tevekkül içinde, bazı saatler huysuz, aceleci, yeknesak, boğucu bir tavırda. Bazısı kendini olduğundan büyük gösterme heveslisi, bazısı ise kendini saklamak istiyor, gözden gönüllerden uzakta daha asude bir zamanı göstermek için yakın durmuyor, mesafeli davranıyor, yapan usta öyle düşünmüş, öyle tasarlamış, anlayana.

2 Yanıt to “BELLEK MÜZESİ OLARAK SAATLER”

  1. pirasa Says:

    bu yazıdan sonra aklıma 4 ay önce bozulan quartz saatim geldi. tam 3 sene kolumda taşımıştım. ilk tanışmamız çok tesadüfiydi. saat babama bulunduğu sendikadan hediye edilmişti. eve getirdiğinde kimse beğenip koluna takmadı. bende aldım baktım, gerçekten takmaya değmez çin işi bi saat dedim. saat evde 1-2 ay boyunca ordan oraya dolaştı. eve gelen çocuklara oynasın diye verildi. birgün saate ihtiyacım vardı ve sadece zamanı göstermesi yeterdi. odada gözüme takıldı, elime aldım, ayar kolunu çektim çevirmeye başladım. akrep ve yerkovanda hiç bir hareketlenme yoktu. sonra baktımki takvimi tersine çeviriyomuşum🙂 neyse bir tık daha çekerek saatin ayarını yaptım. saati koluma taktığımda üstümde yırtıkları olan bir jean pantolun, anlamını bilmediğim yazıları olan bir tşort vardı. saate baktığımda "biraz daha sportif olsan ne olurdu" dediğimi hatırlar gibiyim🙂
    ve ne olduysa o saati 3 sene kolumda taşıdım. bazen darbeler aldı kadrandaki işaretleri döküldü. kayışının dikişleri çözüldü tekrar diktim. herkes bana "gidip yeni bir kayış taktırsana" diyodu. ama o attığım dikişler saate benden bişey katmış gibiydi. en kaliteli kayış bile olsa benim attığım ilmekleri taşımıyacak diye değiştirmezdim. pilli saatlerin pek tik tak sesi olmaz ama zifiri bir sessizlikte ufak tiktaklar duyabiliyordum. buda beni çok mutlu ediyodu😀 artık yaşlı dedemizin dişleri dökülmeye başlamıştı. kadranda sayılı işaret kalmıştı. bazen akrep yelkovan arasına sıkıştıkları oluyodu🙂 öğrenci evinde bir gün bulaşık sırası bana geldiğinde, bulaşıkları yıkamak için saati çıkartırken tezgaha düşürdüm.
    çok sert düşmüştü, fakat ben çalan müziğin uğultusundan anlayamamıştım. bulaşıklar bitti saati koluma taktım. bulaşık yıkarken dürekli duvar saatine bakıyodum, saati koluma takınca bi terslik olduğunu anladım. müziği kapattım saati kulağıma koydum. öyleki kalp atışlarım bile durmuş gibi bir "tik tak" sesini bekliyordum. Acı son, saatime mutfağın tezgahı musalla taşı olmuş ve son yolculuğuna uğurlanmıştı. Saati trabzondan bursaya götürdüm evin vitrinine koydum. Babamın bozuk seiko5 saatinin yanına. O seiko onun ilk aşkıydı yıllarca tamirci tamirci dolaştı. benimkide o kadar değerli olmasada ilk aşkımdı ve hayatımın 3 senesine şahitti.
    buda saatin resmi🙂
    http://i43.tinypic.com/21esqw8.jpg

    Zamanınızı aldığım için özür dilerim.
    (pirasa@donanimh)

  2. bizans Says:

    pilli saatler bende alerji yapıyor🙂

    ancak kısa öykü tadında olsa da onların da hayatımızdaki yerini hiç inkar edemem, edemeyiz…

    saatinizin hikayesini paylaştığınız için teşekkür ederim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: